Ana Sayfa Ana Slider Kategorisi Dünya Seyahat Yol Hikayeleri

Atlas Okyanusu ‘nun tuzlu tadı: Açores

Azor Adaları; (Portekizce adıyla Açores) Atlas Okyanusu ‘nun ortasında yer alan, Portekiz’in iki özerk adasından biridir.

Sete Cidades

Sanki dünyanın senden haberi yokmuş gibi. Amerika Kıtası, Avrupa Kıtası ve sen… Atlas Okyanusu ‘nda bu kıtaların ortasında  kalan sen… Dünya haritasına bakıldığında pek görülmeyecek; ama oraya vardığında hafızadaki yeri asla silinemeyecek bir nokta.

Bu diyar, bir gezegenden başka bir gezegene seyahat eden Küçük Prens’in yolculuğunda gibi hissettirdi. Eğer kendi gezegenimde değilsem, beraber uçmak ve dünyayı onun gözlerinden görmek için birine, bir pilota ihtiyacım vardı. Dennis, bana hangi bitkinin aloe vera olduğunu ya da hangisinin olmadığını söyleyen; yunusların, balinaların okyanusun neresinden geçebileceğini gösteren kişiydi Azor Adalarında.

Kendimi istemsizce, o anda kıyıdan geçip gitmekte olan bir adam hakkında sorular sorarken buldum Dennis’e. Şapkalı, sırtçantalı ve sadık bir köpeğin eşlik ettiği adam… Onun adı buydu. Kendini hayatın karmaşasından kurtarıp, sokaklara vuran bir serkeşti belli ki. Her şehir, böyle derin hikayesi olan birilerine sahip değil midir?

Kaybolmalık bir orman

Ertesi gün, sahilde oturmuş espressoyu yudumlayıp, Portekiz tatlısı olan pastel de natamı yerken; bu Portekizli adam bana doğru yaklaştı. Biraz konuşabildiğim dillerinde, “Merhaba” dedi bana gülümseyerek. Sonra devam etti, “Ne yazıyorsun öyle?”  “Her şeyi” dedim heyecanla. “Ben de yazmayı çok seviyorum; ama okumayı hiç sevmiyorum.” “Ben ikisini de seviyorum; ama yazmak daha keyifli!” dedim heyecandan kocaman açtığım gözlerimle. Öyle çok sevindi ki, titreyen sesinden anladım bunu. “Harika, çok..çok güzel, tanıştığıma çok memnun oldum kadın, hoşça kal!” deyip kafasındaki şapkası, omzundaki sırt çantası ve ona eşlik eden köpeğiyle beraber gülümseyerek uzaklaştı. Kimbilir, belki de derin düşüncelere doğru yelken açtı. Bense az evvel olanlardan, yazı yazmamın başka bir yüzde yarattığı tebessümden çok etkilenmiştim; tıpkı bu diyardan etkilendiğim gibi.

Evet, okyanustan masama gelen ve ağzımda lezzetli bir tat bırakan sardalyayı yazıyordum. Yemyeşil çimenlerde otlayan ineklerin sütüyle yapılan yumuşacık peyniri tattığımda aldığım hazzı aktarıyordum kağıtlara. Atlas Okyanusu ‘nun ortasında yetiştirilen çayı, yetişmesi aylar, hatta yıllar süren ananasın zerafetini yazıyordum, kokusunu burnumda hissetmek için. Sahi, benim gibi düşünen bazı insanların aksine ananaslar ağaçlarda değil de toprakta, yapraklı bir bitkiden yetişiyormuş. Bir hayli şaşırdım bunu öğrenince.

Bu bereketli adada kendine asıl hayran bırakan güzellik ise termal sular. Sanki yeryüzü, doğanın kalbindeki şifalı suyuyla ruhumu iyileştiriyor gibi. Hatta doğa, doğal bir mutfağa bile sahip burada. Volkanik buharla ısıtılan zemine kazanlar yerleştirilerek pişirilmiş harika yemekler yeme şansı veriyor size. Toprak Ana diyorum, sen harikasın!

Ada volkanik olunca, plajları da farklı oluyor tabii. Kendimi siyah kumlu plajdan, masmavi okyanus sularına bırakıyorum. Kimileri, dalgaları sadece sörf tahtalarını kaldırmasını için beklerken; ben dalgaların tüm hırçınlığıyla kelimelerime dokunmasını bekliyorum.

Azorlar hem bu serkeş adama hem de  büyüleyici bir gizeme sahip. Sen hep gizemli kal Açores.

Biz direksiyonu günbatımına kırmak zorunda kalıyoruz. Aklıma yine Küçük Prens’in sözleri düşüyor, “Biliyor musun… İnsan gün batımını en çok üzgün olduğunda seviyor.”


Azorlar için daha fazla bilgi:

https://www.visitazores.com/en

Leave a Reply

universelinblog