Ana Slider Kategorisi Avrupa Dayanışma Programı - ESC Gençlik Gençlik Çalışmaları Gönüllülük

ESC ve Covid-19: Pandemide Avrupa Dayanışma Programı

2020 herkes için farklı planlar, hedefler ve beklentiler ile başladı. Senenin başında tüm dünyada hızla yayılan Covid-19 virüsü toplumun hemen her kesimini olumsuz etkilerken, gençlik çalışmaları ve ESC projeleri de bundan nasibini fazlasıyla aldı.

Mart ayında Bodrum’da yürüttüğümüz kısa dönemli Avrupa Dayanışma Programı – ESC projesini (eski adıyla Avrupa Gönüllü Hizmeti – EVS) tüm bu olumsuz koşullar sebebiyle yarıda kesmek durumunda kaldık. Peki tüm bu süreçte ne mi yaşadık? Hadi hatırlayalım!

Uzun uğraşlar sonunda yazılan gençlik projelerinin uygulanma aşaması, bizleri en çok heyecanlandıran süreçtir. Organizasyon ekibi tüm hazırlıkları yapar ve en ufak bir eksiklik olmasın diye çabalar durur.

2020’nin Şubat’ı ve BDK – Bodrum Gençlik ekibi olarak yine hazırlık içersindeyiz. Mart ayında Bodrum Dans Gençlik ve Spor Kulübü tarafından organize edilecek, içeriği doğa sanatı (land art) olan bir ESC projesi düşüyor gençlik organizasyonlarının sayfalarına ve akabinde 10 farklı ülkeden 16 gönüllü seçiliyor bu sürecin sonunda. Gönüllüler Şubat ayının son günü Bodrum’da olmak üzere ayrılıyorlar evlerinden. O sırada dünyanın bazı ülkeleri Covid-19 olarak adlandırılan tehlikeli bir virüsle boğuşuyorlar. Bodrum’da ise her şey yolunda. Şimdilik…

2 Mart 2020 – Hoş geldiniz!

Let Your Creativity Out: Kısa Dönem ESC

1 Mart günü ekip tamamlanıyor ve yeni bir grubu ağırlamanın heyecanında olan organizasyon ekibi 2 Mart Pazartesi sabahı projenin açılışını yapıyor. Ben de bu kısa dönem ESC projesinde hem gönüllülerin mentörü hem de organizasyon ekibinden biri olarak çemberin içindeki yerimi alıyorum açılış seremonisi için. 

Rusya, Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, Macaristan, Slovakya, Portekiz, İspanya, Letonya, Litvanya’dan gelen ve Bodrum’da 30 gün geçirecek olan gönüllülerimiz çalışma salonunda bekliyorlar. Belli ki merak içinde oldukları kadar heyecanlılar da…

Aynı tarihlerde bir de uzun dönemli “Boost Your Visibility” isimli ESC projemiz başlıyor; bu sebeple gelecek olan iki gönüllümüz ile haftalardır iletişim halindeyiz. Ale Ermenistan’dan çıkıp Bodrum’a varabildi; fakat İtalya’dan yola çıkmak için hazırlanan Raffaele’nin uçuşu, Covid-19 korona virüsünün İtalya’yı etkisi altına almasıyla iptal edildi. Türkiye, İtalya’dan gelecek vatandaşların yurda girişine sınırlama getirince, biz de çareyi Rafa’nın ülke değiştirmesinde bulduk. Önce Yunanistan bileti alındı, belki bu şekilde adalar üzerinden gelişi kolay diye düşünülerek. Sonra Yunanistan’dan Türkiye’ye geçen vatandaşların da 14 gün karantina uygulaması yapması gerektiğini öğrenince, Brüksel’de yaşayan kardeşinin “Buraya gel!” teklifi hepimize mantıklı geldi. Son anda rotası değişen Rafa, Bodrum için hazırladığı eşyalarını da alıp, Brüksel’e gitti. Bunun başımıza gelen ilk olumsuzluk olduğunun farkında değildik henüz.

Bodrum’da konakladığımız otelin çalışma odasında projenin resmi açılışını yaparken, bir yandan da bu bilet mevzusu ile meşgul oluyordu kafalarımız.

İlk Hafta: ESC Varış Eğitimi

Varış Eğitimi – Arina ile

Kısa dönemli ESC projelerinde on-arrival yani varış eğitimi, projenin ilk haftasında yapılıyor. Proje koordinatörü olan Berat ufak bir sakatlık geçirdiği ve zaman zaman dinlenmesi gerektiği için bizlere yani Arina, Ezgi ve bana daha büyük bir sorumluluk düşüyor şimdi. Biz bu durumdan hiç şikayetçi değiliz tabi, aramızda planlama yapıyor büyük bir dayanışma içinde çalışıyoruz. Bir de Ale var bize destek olmak üzere… Önceki bahar kısa dönem ESC projesini Bodrum’da yaptığı için gönüllülere ve organizasyon ekibine yardımcı olabileceğini düşünüyoruz.

Tanışma, kaynaşma, aradaki buzları kırma üzerine yapılan etkinlikleri takiben “kültürlerarası gece” düzenliyoruz ki birbirimizin kültürü hakkında da biraz fikir sahibi olabilelim. Hemen her kültürel gecede olduğu gibi, danslarla bitiriyoruz sunumları.

ESC gönüllüleri Bodrum'da çalışmalara başladı
Gönüllüler çalışıyor

Günler böylesine keyifle geçer, ilk hafta geride kalırken; 16 kişilik gönüllü ekibi varış eğitiminin sonuna geliyor. Şimdi onlar için çalışma, üretme ve paylaşma zamanı… Aramızda hünerleri ve yaratıcılıklarıyla göze çarpan sanatçılar var. Görev dağılımını yapıyorlar kendi aralarında ve biz de çalışma planlarını kendilerinin oluşturmasına olanak sağlıyoruz.

Bu arada ilk haftanın sonunda, İstanbul’a gitmek üzere ayrılmam gerekiyor benim. Malum yüksek lisans derslerim ve vermem gereken eğitimler var. Yine de Bodrum’daki tüm işleri ve ilerleyişleri her daim takipteyim.

İkinci hafta: Covid-19 Türkiye’de

Avrupa’da vaka sayılarının hızla yükseldiği haberlerini endişeyle takip ederken, Mart’ın ikinci haftasına giriyoruz ve Covid-19 virüsünün Türkiye’de de tespit edildiği bilgisini alıyoruz. Çok büyük bir panik yaşanmaya başlıyor. Marketlerde yiyecek stokları hızla tükeniyor, maske ve eldiven kullanımı başlıyor, akabinde de bir anda bilim kurgu sahnesine dönen bir hayatın içinde buluyoruz kendimizi.

12 Mart 2020 – İBB

11 Mart günü Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamada, korona olarak bilinen Covid-19 virüsünün küresel bir salgın ilan edildiğini öğreniyoruz.

12 Mart akşamı için aldığım tiyatro biletlerinin askıya alındığı, çünkü tiyatroların belli bir süre için kapandığına dair bir mesaj alıyoruz İBB’den. Durum ciddileşiyor.

Öğleden sonra İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans dersim var. Bir an evvel arkadaşlarımı ve profesörümü görmek, bu durumu derinlemesine konuşmak için sabırsızlanıyorum. O dersin, yüksek lisans hayatımdaki son yüzyüze dersim olacağını bilmiyorum henüz. Ders çıkışında arkadaşımla buluşup, iptal olan tiyatro etkinliğimiz sonrası ufak bir İstanbul turu yapmaya karar veriyoruz. İstanbul’u böylesine sakin görmek bizi hakikaten endişelendiriyor ve keyifsizce evlerimize dönüyoruz.

Beklendiği gibi o akşam çeşitli kısıtlamalar geliyor ve üniversiteler belli bir süre için kapanıyor. Eğitim verdiğim kurum da kapanmak zorunda kalıyor. Bir anda işsiz de kalıyorum işte. Ya şehirlerarası seyahatlere de bir kısıtlama gelirse korkusu sarıyor dört bir yanımı; bundan mütevellit Bodrum biletimi alıyorum hemen. Aklım bir yandan Bodrum’da ve şimdi bu projeye dört elle sarılma zamanı.

Üçüncü hafta: Üç Asır

Berat arıyor, nasıl bir yol izlememiz gerektiğine dair konuşuyoruz. Ezgi yazıyor, içinde olduğumuz duruma şaşırıyoruz. Birbirini takiben alınan bu kararların ucu bir noktada bize de dokunacak, biliyoruz. Dokunuyor. Yapacağımız tüm etkinlikler için belediyeden ve benzer ilgili kurumlardan aldığımız izinler iptal ediliyor. Eğitime ara verildiği için okullarda yapmayı planladığımız Erasmus+ tanıtım etkinlikleri de öyle… Tepetaklak oluyoruz bir anda. 

Litvanyalı gönüllümüzün ailesi, Leticija için dönüş biletini alıyor ve 17 yaşındaki kızlarının bir an evvel kendi yanlarına dönmesini istiyorlar. Berat ise herkesi geri göndermek fikrinde; lakin bana mantıklı gelmiyor bu karar. Zaten bir iki haftaya her şey düzelir, o zamanı da otelde güven içinde geçirir; böylece kimseyi yollarda virüs kapma riskiyle bırakmamış oluruz diyorum. Ne kadar optimist ve ileri görüşlü olmayan bir karar, değil mi? Neyse ki kimse beni dinlemiyor bu süreçte. 

Organizasyon ekibi, gönüllüler ile yapılması gereken ciddi bir konuşma için son derece endişeli. Öncelikle onları telaşa sokmamak, iyi ve güvende hissetmelerini sağlamak gerekiyor. Bodrum’da olmamızın verdiği avantajı anlatıyoruz onlara; fakat yine de temkinli hareket etmekte fayda olduğunun altını çiziyoruz. Tüm ay boyunca planladığımız etkinlikler iptal edildi, bu motivasyon kırıcı haberi onlarla paylaşmak çok güç. Gönüllülerin yapacakları sanat çalışmaları sonrasında düzenlenecek olan açıkhava sergisi de dahil buna. Peki bunu nasıl aktaracağız? Alınan tüm bu kararları büyük bir metanet ile gönüllülerle paylaşma kısmı bizi çok üzüyor. Onlar da ardı adına verdiğimiz bilgilerle büyük bir şaşkınlık geçiriyorlar; fakat hep bir arada ve dayanışma içinde olmamız epey iyi hissettiriyor. 

Esc Bodrum Youth
Birlikte çekilen son fotoğraf

Projeyi Durduruyoruz: Herkes Eve Dönüş Yolunda

İnsiyatif kullanarak, önce şehirlerarası seyahat etmemeleri gerektiğini söylüyoruz gayet makul bir dil kullanarak. Bir sonraki uyarı, ilçeler arası seyahatin de önerilmediği yönünde oluyor. Derken, toplu taşıma kullanarak herhangi başka bir beldeye gitmenin dahi risk olduğunu söylüyoruz. Durum gittikçe ciddileşiyor, pek haber izlemeyen gönüllülerden bazıları ise hala ne olduğunu anlamaya çalışıyor. İstanbul’dan yeni gelmiş olan ben, kimseye sarılamıyorum mesela. Sıklıkla ellerimizi temizliyor, kolonya ile dezenfekte ediyoruz. Koca İstanbul’un birkaç gün içinde nasıl bambaşka bir hale geldiğini anlatıp kaos yaratmak istemesem de, aramızda bu durumu derinlemesine değerlendiriyoruz ve herkesin fırsat varken geri dönmesi yönünde bir karara varıyoruz.

Böylesine mühim bir karar verilirken, Türkiye Ulusal Ajansı ile de iletişime geçiyoruz pek tabii. Hepimiz bu bilinmezliğin içindeyken, onlar da verdiği ucu açık cevapla sorumluluğun bizde olduğunu söylüyorlar. Öyleyse projeyi yarıda kesiyor ve hala imkan varken herkesi evine gönderiyoruz.

Bu arada 14 gün çoktan geride kaldı ve Brüksel’den Tükiye’ye yapılan uçuşlar da iptal edildiği için Raffaele hala orada mahsur kalmış vaziyette. 

Leticija erkenden ayrılıyor diye üzülürken; Clara sabahki ilk uçakla İspanya’ya, Joana ise İstanbul’dan Portekiz’e yapılacak olan son uçuşla dönüş yapıyor.

Organizasyon Ekibi: Kızılcık Şerbeti İçiyoruz Diyor

İki gönüllümüzün dönmeye karar verip, aniden eyleme geçmeleri; ekibin de moralini bozuyor haliyle. İşte bu noktada, organizasyon ekibine yani bizlere büyük bir rol düşüyor. Bodrum’da hala her şeyin yolunda olduğunu ve olabilecekleri en güvenli yerlerden birinde olduklarını hatırlatıyoruz onlara. Neyse ki bir aradayız ve hala eğlenebiliyoruz diyoruz. Herhangi bir olumsuzlukta da, bizim daima onlara destek olabileceğimizi hissettirmeye çalışıyoruz yüzümüze yerleştirdiğimiz bir gülümsemeyle. İçimiz kan ağlıyor tabi o sırada. Çünkü ekibin yarısından çoğu gitmeye karar verdi; akabinde Ezgi ile beraber bilgisayar karşısında saatlerimizi bilet bulmakla geçirmeye başladık. Kimi ülkeler sınırlarını kapattılar. Bu noktada o ülkelerin büyükelçiliklerine ulaşmaya çalıştık. Çünkü öylesine olağanüstü bir halin içindeyiz ki, bir sonraki adımı atmadan olabildiğince mantıklı düşünmeye çalışıyoruz. Kimi büyükelçilikler cevap vermezken, kimisi yol göstermeye çalıştı ve hemen iletişime geçti.

Kiev, St. Petersburg, Tiflis, Bratislava, Budapeşte biletlerini alıyoruz birkaç saat içinde. O sırada uçuş ekranlarında birer birer iptal olan uçuşları, dakika dakika endişeyle takip ediyoruz. Bir liste yapıp asıyoruz duvara, kimin hangi uçakla nereye gideceğini gösteren… Bu listeye attığımız çarpılar daha da üzüyor bizi. 

Gidişler ve Bekleyişler

Daniel’i gönderiyoruz. Farklı bir kısa dönem proje kapsamında Bodrum’daydı geçen yıl, yani o zamandan süregelen bir arkadaşlığımız var. Slovakya sınırlarını kapattığı için, Bratislava uçuşu iptal oldu ve Viyana’ya uçması tavsiye edildi. Bileti alındı ve hemen o gün Bodrum’dan İstanbul’a yolcu ettik Daniel’i.

Gözümüz uçuş bilgi ekranlarında; çünkü hemen hepsi iptal oluyor. O uçuş iptal olmuyor. Asıl problemse şimdi başlıyor, çünkü eve kadar katetmesi gereken çok uzun bir yol var. Gece Viyana’ya varır varmaz, trenle Slovakya sınırına yakın olan bir şehre seyahat ediyor. Lakin oradan Slovakya’ya geçebileceği bir ulaşım aracı yok. Tek çare bu birkaç kilometrelik yolu yürümek. Gecenin karanlığında ve ayazında; elinde bavulu, omuzlarında sırt çantası ile sınıra yürüyor. Bu sırada annesi ve kuzeni iki farklı arabayla Slovakya tarafında onu bekliyorlar. Fakat uzun yoldan gelen virüs taşıma riski olan Daniel’le 14 gün süresince temas halinde olmamaları gerekiyor. Sınırın Slovakya tarafında bekleyen annesi, arabanın anahtarını sınırın Avusturya tarafında bekleyen oğluna atıyor ve diğer arabayla evlerine doğru yola çıkıyorlar. Ülkesine yürüyerek giriş yapan Daniel, arabaya atlayıp 2 hafta karatinada kalmak üzere başka bir evin yolunu tutuyor. 

Bizlerse çalışma odasında oturmuş, onun yürüdüğü tüm süre boyunca kalbimiz ağzımızda gözümüz telefonda, gelecek mesajı bekliyoruz. Bu macera ve risk dolu yolculuğun ardından, onun vardığını öğrendiğimde gözyaşlarım süzülüyor gözlerimden. Yüzümü toparlamaya çalışsam da, ertesi gün yola çıkacak diğer bir gönüllü fark ediyor mahmur hallerimi. “Bizim için mi endişelisin?” diye soruyor. Ehh biraz öyleyim sanırım. 

21 Mart 2020, bileti ilk alınan Letcija en son gidecek olan grubun içinde yer alıyor. Sabah erken saatlerde otogara gidip yolcu ediyoruz hepsini. Son ana kadar morallerimizi yüksek tutmaya çalışıyor, sımsıkı sarılıyoruz böyle amansız bir dönüş yolunda olan gönüllülerimize. O sarılmaların da son temaslar olacağından bihaber herkes… Covid-19 ise kapımızda… 

Yola Çıkamayanlar: Mahsur kalan gönüllüler

Brüksel uçuşları iptal
Uçuşlar İptal

Gönüllülerimizin bazıları farklı rotalar üzerinden gitmek zorunda kalırken, bundan daha büyük aksaklıklar yaşayanlar da vardı tabi. Letonya sınırlarını kapatmıştı mesela, son bir tahliye uçuşu yapacağını öğrendik İstanbul’dan. Listeye adını yazdıran Ramona, kendinden başka 2000 kişinin o listede olduğunu ve fiyatların bir hayli yüksek olduğunu öğrenince çok da umutlanmadı. İstanbul, diğer Asya ülkelerinden gelen Letonyalılar için bir toplanma noktasıymış meğer. O sebeple listede bu kadar çok yolcu varmış. Olsun diyoruz, biz seni evimizde misafir ederiz. Bu misafirliğin üç ay süreceğinden habersiz… 

Diğer bir yandan hala Belçika’da kalan Rafaelle için ertelenmiş olan tüm biletler tekrar tekrar erteleniyor ya da iptal oluyor. Covid-19 tarafından kuşatılmış bir vaziyetteyiz ve teslim olmaktan başka çare kalmıyor bize. Ramona Türkiye’de bizim uzun dönem gönüllüler için kiraladığımız evde, Raffaele ise Brüksel’de kardeşinin yardımıyla tuttuğu evde kalıyor. 

Bodrum Gençlik Çevrimiçi

Her birimizin izole olduğu ve farklı ruh halleriyle geçen bu süreçte BDK-Bodrum Gençlik organizasyon ekibi olarak biz üzerimizdeki sorumluluğun da bilinciyle mümkün olduğunca yüksek moralle hareket etmeye çalışıyoruz. Sohbetlerimiz ve eğitimlerimiz çevrimiçine dönüyor, ilişkilerimiz dijitalize oluyor.  

2020’de “Yeni Normal”: Projeler Normalleşebilecek mi? 

Haziran 2020’de uçuşlar kademeli olarak başlarken Ramona Almanya üzerinden Letonya’ya dönmeyi, Rafa ise Brüksel’den Bodrum’a gelmeyi başarabiliyor. Raffaele ve Ale, çevrimiçi devam etmekte olan uzun dönemli Avrupa Dayanışma Programı – ESC projeleri için farklı çalışmalar yürütmeye hazırlar. 

Hükümet tarafından verilen sayılarda vaka ve yaşamı kaybetme oranının düştüğünü görüyoruz. Kapalı bir çok mekan ve kurum, kontrollü olarak açılıyor, Bodrum Dans Kulübü de buna dahil. Çalışmalar pek çok açıdan sekteye uğramış olsa da, gönüllüleri dijital ortamda aktif kalmaları için teşvik ediyoruz. 

Aslına bakarsak ne bizler normalleşebiliyoruz, ne de projeler normalleşebiliyor. Hepimiz bunun bilinciyle hareket edip, yeni sürece adapte oluyoruz sadece. 2020 yılına damgasını vuran Covid-19 pandemisi, gençlik çalışmalarını ve projelerini de böyle vuruyor işte. Mart ayından bu yana yaşananlar bizleri fiziksel olduğu kadar psikolojik ve mental olarak da oldukça derinden etkiledi. Bakalım güzel günler görecek mi bu gençler, güneşli günler…

P. S. : Uzun dönem ESC gönüllümüz Raffaele’nin tüm bu süreçte neler yaşadığını, evsdiaries.com sayfamızdan takip edebilirsiniz.

Leave a Reply

universelinblog