Avrupa Gönüllü Hizmeti’ne başladık! Henüz başındayken, almamız gereken bir eğitim varmış; varış eğitimi. Bize Braga yolları göründü!

Avrupa Gönüllü Hizmeti’ne başlayalı 1,5 ay kadar oldu ve on-arrival yani varış eğitimi alma zamanı geldi çattı. Koordinatörümüzün yönlendirmesiyle, geldiğimiz ilk haftalarda bu eğitime katılmayı talep ettiğimiz bir form doldurmuştuk online olarak. Her AGH gönüllüsünün ilk haftalarında, yahut ilk aylarında alması gereken bir eğitimmiş bu varış eğitimi.
Biletlerimizi aldık, konaklayacağımız yeri öğrendik ve yola koyulduk sevgili ev arkadaşımla. Kendisi aynı zamanda proje arkadaşım olur, Mahmoud. Yolumuz uzun, ne yapacağımıza dair pek bir fikrimiz yok; lakin heyecan çok!
Yola çıktık!
Portekiz’in güneyinde bir sahil kasabasında, Olhão’da yapıyoruz gönüllü hizmetimizi ve varış eğitimi için Braga’ya, kuzeye gidiyoruz. Bu da trenle önce Porto’ya 7 saat, oradan da Braga’ya 1 saat yolculuk yapacağımız anlamına geliyor. Trende arkamızdaki koltuklarda oturan iki kişi sürekli bize bakıyor ve soru sormak isteyen bir halleri var gibi. Trenden indikten sonra anlıyoruz ki; onlar da bu eğitime gelen diğer gönüllüler ve onlar da kalacağımız otelin nerede olduğunu bilmiyorlar. Gönderdikleri mailde, otelin hemen tren istasyonun yanında olduğunu söylemişlerdi oysa ki… İçlerindeki tek kadın olduğum için pozitif bir ayrımcılık yapıp, “Sağ mı sol mu?” diye soruyor Simon ve “Sağ!” diyorum, kesin oradadır düşüncesiyle. Dıııııt! Yanlış cevap! Yarım yamalak Portekizce’miz ile esnafa sorarak aslında hemen sol tarafta olduğunu öğreniyoruz bir hafta boyunca kalacağımız otelin. Daha ilk dakikadan harikalar yaratıyorum. Mahmoud yeni arkadaşlar edinmenin verdiği hevesle otele girdiğimiz ilk an unuttu bile beni.
Eğitim öncesi…
Bizim için hazırlanıp, kapılara yerleştirilmiş sevimli notları okuyorum. Akşam üzeri saat kaçta, nerede buluşacağımıza dair bilgilendirmeler var. Önce odama çıkıp, biraz dinlenmek istiyorum ki kısa bir süre sonra kapı çalıyor ve eğitim süresince aynı odayı paylaşacağım çok tatlı Hollandalı bir kadın giriyor içeri. Meğer o da güneyden, bizim birkaç kilometre ötemizdeki kasabadan gelmiş sabah aynı trenle. Hatta trende bizi gördüğünü ve Mahmoud’un çantasını çok beğendiği için bizi hatırladığını anlatıyor. Şehir turu atalım teklifini havada kapıp, dışarıya çıkıyorum Marlous’la. Mahmoud’u unuttum bile! Marlous ile yer aldığımız projeler hakkında konuşuyoruz. Nerede yaşadığımız konusuna gelince de, Bodrum’u anlatmaya başlıyorum ben uzun uzun. “Evet biliyorum, çok güzel.” diye cevap verince afallıyorum tabi. Meğer küçükken tatile gelmişler Bodrum’a, hakikaten biliyormuş.
Varış Eğitimi başlıyor!
Toparlanma, tanışma vakti geliyor diğer gönüllülerle. Bir kuyruğa giriyoruz toplantı salonunun önünde. Listelerden isimlerimizi kontrol edip, ismimizin yazılı olduğu kartları uzatıp, boynumuza takmamızı rica ediyorlar. İçeride epey insan birikmiş ve ilk kaynaşmalar başlamış görünüyor. Duvarlardaki flipchartlara göz atıp, istediklerimizi yazabileceğimizi söylüyorlar. “Nereden geldiğini bir resimle anlat” cümlesinin altına Marlous bir inek çizerken, “Fışkiye mi çizsek acaba?” muhabbeti yapıyoruz, kaynaşmayı hemen başaran altı Türk gönüllü.

Sonrasında da, boğaz köprüsü ve nostaljik tramvay ile noktayı koyuyoruz. Hem Avrupa hem de Portekiz haritasına isimlerimizi yerleştiriyoruz nereden geliyorsak, derken üç eğitmen de aramıza katılıp kendilerini tanıtıyorlar ve onlarla beraber toplamda otuz beş kişi oluyoruz.
Eğitim programı
Program, tahmin edilebileceği gibi birbirimizi tanımak üzerine bazı oyunlarla başlıyor. Oyunları anlatırsam tadı kaçar; ama hepsi birbirinden eğlenceli ve komikler.
Her sabah 8.00-8.30 gibi kahvaltı yapıyor, sonrasında 9.30’da programa başlıyoruz. Akşam yemeğinden önce, iki kahve molamız ve öğle yemeği molamız var. Eğitim programı ne kadar yoğun olsa da, yeme-içme programı da bir kadar yoğun geçiyor. Tabi bu bizim zinde kalmamızı sağlıyor.
Avrupa Gönüllü Hizmeti’nin sonunda alacağımızı bildiğimiz Youthpass sertifikası ne işe yarar ondan bahsediyoruz. Bu konuyu dinlerken zinde kalmak gerekmiş hakikaten.

Modumuz düştüğü anda canlandırıcı oyunlar oynuyor, yerinde olan enerjimizle çeşitli sunumlar yapıyoruz. Olaya renk katmak için tiyatro yoluyla derdimizi anlatıyor ve eğitmenler tarafından çeşitli sürprizlerle karşılaşıyoruz.
Yalnız değilmişim!
Buraya AGH’nin ve Erasmus Plus’ın içeriğine dair daha fazla bilgilenme için gelsek de, asıl amacı daha ilk gün anlıyorum; bize bizi göstermek. Avrupa haritası, Portekiz haritası, şekiller, çizimler, yazılar… Aynı amaçlar için bir araya gelmiş gençler… Motivasyona ihtiyacı olan bizlerin, kendimizden motivasyon bulması… Tam da buydu işte yaptığımız!
Benim gibi olan onlarca insan görüyorum etrafımda. Yaşadığım kasabaya, ilk vardığımda orada yalnız olmayacağımı biliyordum dernekteki diğer gönüllü arkadaşlarım sayesinde. Benim gibi, bizim gibi onlarcası varmış meğer diyorum içimden şimdi. Hayıflanıp durduğumuz konuların bir hiç olduğunu anlıyorum diğer gönüllü arkadaşların sorunlarını dinleyince. Yahut onlar şaşırıp kalıyor benim içinde bulunduğum gerçekliğe.
Konuşmaya doyamıyoruz…
Paylaşılacak, konuşulacak ne kadar da çok şey var! Bazen ikili bazense çoklu gruplar halinde yapıyoruz bunu. Ufak tefek şehir gezilerimiz de oluyor; lakin o en tepedeki meşhur kiliseye gideceğimizi öğrenince çok seviniyoruz. Gruplara bölünmemiz gerekiyor bir sonraki adım için, her grup için ise bir görev listesi var. O da ne! Bizi burada bırakıp gidiyor eğitmenler ve elimizdeki “Braga by day” başlıklı görevleri tamamladıktan sonra otele ulaşabileceğimizi söylüyorlar. Bir yerliye kendi dilimizde şarkı öğretmek mi yazıyor listede ben mi yanlış görüyorum? Grupta ben ve Fatma gibi iki kadın varken o şarkıyı öğrenmemenin yolu yok. Çiseleyen yağmurla beraber epey yol katediyoruz. Kuzeyde olmak, yağmurlu ve bulutlu hava anlamına geliyordu zaten. 6-7 ya da bilemediniz 8-9 kilometrelik serüvenimiz, listedeki tüm görevleri tamamlayıp, otele adım atınca son buluyor. Çektiğimiz görüntüler üzerinde ufak tefek düzenlemeler yapıyor, büyük grupla bir araya geldiğimizde kahkahalar eşliğinde izliyoruz çektiklerimizi.
Bir de tüm bu yaygın eğitim( non-formal education) faslının, gece dışarıda informal eğitim kısmı oluyor elbet. Aramızda her gece dışarı çıkan da, benim gibi bir gün çıkıp bir gün dinlenmeyi tercih eden de var. En az 10-15 kişilik bir grubuz her defasında. Gittiğimiz yer sıkıcı dahi olsa biz tüm enerjimizle eğlenmeyi biliyoruz, bir de toplu fotoğraf çektirmeyi elbette.

En fazla fotoğraf hep son gün çekilir böyle etkinliklerde. Bizi dışarıda şık bir restorana götürüyorlar akşam yemeği için.

Masalara oturuyoruz ve son görevimizin yazılı olduğu kağıtların, önümüzdeki tabakların altında olduğunu öğreniyoruz. İlk uyarı geldi: “Kimse bir başkasına görevinin ne olduğunu söyleyemez!” Benim kağıdımda ise, etrafımdakilere her baktığında onlara öpücük atmam gerektiği yazıyor. Atıyorum. Bütün geceyi millete öpücük atarak geçiriyorum.
Portekiz Ulusal Ajansı Başkanı da bizimle!
Tabaklar boşalıyor, kadehler doluyor, şarkı söyleyen seslerimiz yükseliyor. Ulusal Ajans’ın başkanı da burada ve bizimle birlikte şarkılar söyleyip, enerjimize hayret ediyor. Garson masaya şarap getirdikçe; köşedeki beyler kadehleri havaya kaldırıyor ve “Á Selin!” diyor. Bir kez, iki kez değil defalarca bana kadeh kaldırıyoruz, bense kaldırdığım kadehi boşaltıyorum her defasında. Sonra her birimiz için, hatta Ulusal Ajans için bile kadeh kaldırıyoruz, “Agência Nacional, Agência Nacional” sesleri eşliğinde.
Sabahı zor oluyor tabi bu gecenin; kahvaltı salonunda uykulu gözler açılmaya çalışılıyor. Değerlendirmeler, geri bildirimler ve eğlenceli notlarla veda ediyoruz birbirimize. Nasıl yoğun; ama keyifli bir haftaydı bu böyle!
Dönüş yolu
Trene atlayıp, evimize tatlı bir yorgunlukla dönüyoruz Mahmoud’la. Portekiz’de farklı yerlerde yaşayan arkadaşlar edinmenin memnuniyetini yaşıyoruz ikimiz de. Kafası atınca çıkıp gelebilecek, canımız sıkılınca kalkıp gidebileceğimiz arkadaşlar…
Ertesi gün; EVS koordinatörümüze, kullandığımız yol biletlerinin orijinallerini teslim edip, ofisteki çalışmamıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Not 1: Bizim on-arrival (varış eğitimi) ekibinden olan bu beş arkadaşım, bir başka eğitimde yine bir araya gelmişler. Kadehlerse hala aynı isim için kalkmış, “Á Selin!”
Şerefe!
Not 2: Ulusal Ajans’ın sitesinden, gençlik programlarına dair geniş bilgiye sahip olabilirsiniz:
http://www.ua.gov.tr/programlar/erasmus-program%C4%B1/gen%C3%A7lik-program%C4%B1



