Portekiz’de Erasmus Plus programı kapsamında geçirdiğim, bir yıllık hayat tecrübesi üzerinden; Avrupa Gönüllü Hizmeti …
EVS- European Voluntary Service yani Türkçe ismiyle Avrupa Gönüllü Hizmeti, Ulusal Ajansın Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programlarından biridir. Avrupa Birliği Bakanlığı’nın yürüttüğü pek çok programdan, gençler için en faydalı olanı diye düşünüyorum. Gençlerin tercihen Avrupa ülkelerinden birinde kısa dönemli 2 hafta-2 ay; uzun dönemli 2-12 ay süreyle kamu yararına yürütülen projelerde gönüllü olarak çalışmasını; bu yolla da kendilerini geliştirebilmelerini ve kültürlerarası iletişim becerilerini artırabilmelerini amaçlayan bir program.
Yer aldığı kategoriyi göstermek açısından şöyle sıralayayım;
Erasmus Plus ➡ Gençlik(Youth) ➡ KA1- Ana Eylem1 (Key Action 1) ➡ Bireylerin Öğrenme Hareketliliği. (Mobility of young people and youth workers) ⬇
- Gençlik Değişimleri (Youth Exchanges)
- Avrupa Gönüllü Hizmeti – AGH (European Voluntary Service – EVS)✔
- Gençlik çalışanları için Eğitim Kursları, Seminerler(Trainings, Seminars, Study visits…)
Karmaşık göründüğüne bakmayın, her şey çok basit ve zaman ayıracak kadar değerli. Kafanızda bir tablo belirsin diye yazdım tüm bunları. Peki gelelim Avrupa Gönüllü Hizmeti hakkında bilinmesi gerekenlere.
AGH’den kimler, ne koşullarda yararlanabilir?
18-30 yaş aralığındaki tüm gençler yararlanabilir. İşin en güzel kısmı da bu bence! Üniversite mezunu olmanıza gerek yok; 17 yaşında başvurup, 18 yaşınızı doldurduğunuz anda yolculuğunuz başlayabilir. Aynısı 30 yaşının içinde olan bireyler için de geçerli. 30 yaşında başvurduğunuz takdirde program sırasında 31 olmanız sizin geri döneceğiniz anlamına gelmez. Ayrıca lisans eğitiminizi dondurup da bu deneyimi yaşayabilirsiniz. Resmen şahane!
Dil şartı koymuyor pek çok kurum; ama siz de takdir edersiniz ki biraz İngilizce biliyor olmak çok önemli. Avrupa Gönüllü Hizmeti boyunca dilinizi geliştirebilirsiniz; fakat AGH’ye sadece dil geliştirme maksadıyla gitmek çok da doğru olmaz.
Ana dili İngilizce olmayan ülkelere gittiğiniz takdirde, size orada gittiğiniz kurum tarafından ücretsiz dil eğitimi sağlanır. Dil eğitiminin ne kadar süreceği ise kuruma bağlıdır. Benim Portekizce dil eğitimim neredeyse bir yıl sürmüştü; ama sadece bir ay eğitim sağlayan kurumlar da var. Başvuru yaparken böyle detaylar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer bu bilgi program açıklamasında yazmıyorsa, mülakat sırasında ya da e-mail aracılığıyla mutlaka öğrenin derim.
Peki aslında nedir Avrupa Gönüllü Hizmeti ? Ne yapacağım ve nereye gideceğim?
Her şey sizin istediğiniz doğrultuda bir proje bulup, ona başvurup, sonrasında kabul edilmenizle başlıyor. Avrupa Gönüllü Hizmeti projelerini paylaşan pek çok site var. internette vakit harcarken, arama motoruna tüm bunları yazıp; biraz kurcalarsanız ne kadar kolay olduğunu görüyorsunuz. Benim tavsiyem ise, belli bir kurum aracılığıyla gitmenizdir. Herhangi bir pürüz çıktığında, arkanızda durabilecek bir kurumdan bahsediyorum.
Projenin ne üzerine olduğu ise çok daha önemli bir konudur. Sonuçta siz oraya çalışmaya gidiyorsunuz ve bunu severek yapmanız çok mühim. Engelli bireyler, çocuklar, gençler, yaşlılar, çevre, doğal yaşam… Aklınıza gelebilecek bir çok konuda yürütülen sosyal sorumluluk projeleri var bu platformda ve siz kendi ilgi alanlarınıza göre yönelmelisiniz. Misal, çocuklarla hiç ilgisi olmayan ve çocuklarla çalışmaya gelen proje -aynı zamanda ev arkadaşım- sekizinci ayın sonunda projeyi bırakıp gitti.
Ben üniversitede Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda gönüllülük yaparken, çocuklarla zaman geçirme fırsatı yakalamıştım. Çocuklarla olan iletişimimin zaten güçlü olduğunu düşündüğüm için de böyle bir projeye başvurdum. Benim gittiğim dernek; maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarına okul sonrası destek veren ve onların kişisel gelişimlerine katkıda bulunan bir yerdi. Okul sonrası çocukların ve gençlerin ev ödevlerine yardım ediyor, çeşitli aktiviteler yapıyor, topluma yararlı bireyler olmaları için yeterliliklerini geliştirmeye çalışıyorduk. Çeşitli ofis işlerinin hallolmasına da yardımcı oluyorduk diğer gönüllü arkadaşlarımla.
Özellikle gitmek istediğiniz bir ülke varsa projeleri sürekli takip edip, Türk bir gönüllü istediklerinde hemen başvurmalısınız. Türk bir gönüllü diyorum çünkü, pek çok projede dernekler hangi milletten gönüllü istediklerini belirtirler.
Projelerin süreleri ne kadardır?
Projeler kısa ve uzun dönemli olarak ikiye ayrılır. 2 hafta ile 2 ay arasında olan projeler kısa dönemli, 2 ay ile 12 ay arasında olanlarsa uzun dönemli projelerdir. Bir yıldan uzun süren bir AGH projesi yoktur.
Kaç kere Avrupa Gönüllü Hizmeti yapma şansım var?
Bir ya da iki kez. Şöyle ki, ilk kez kısa dönemli bir AGH projesinde yer almışsanız, başka bir uzun dönemli projede yer alma şansınız vardır. Lakin gittiğiniz proje 2 aydan uzun ise, ikinci bir şansınız yok demektir. Misal ben 12 ay süren bir projede yer aldım ve şu an bir diğer AGH projesine başvuramam.
Hangi ülkelerde Avrupa Gönüllü Hizmeti yapabilirim?
28 Avrupa Birliği ülkesi; Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Hırvatistan, Hollanda,
İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, Yunanistan
4 EFTA ülkesi; İzlanda, Norveç, İsviçre, Lihtenştayn
Balkan ülkeleri; Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova, Karadağ, Sırbistan
Akdeniz ülkeleleri; Cezayir, Mısır, İsrail, Ürdün, Lübnan, Libya, Fas
Doğu Avrupa ve Kafkas ülkeleri; Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Gürcistan, Moldova, Ukrayna, Rusya
*Birleşik Krallık konusundaki belirsizlik Brexit nedeniyle devam ediyor ve bu durum ilerleyen zamanlarda netlik kazanır diye umuyoruz.
Nasıl başvuracağım? Gönderici kuruluşu nasıl bulacağım?
Biraz araştırmaya başladıktan sonra, ne kadar çok proje sayfası olduğunu göreceksiniz. Facebook’taki gruplara tek tek üye olmakla başlayabilirsiniz. Tüm bilgileri en net şekilde bulabileceğiniz veritabanı içinse Avrupa Gençlik Portalı linkine bakabilirsiniz buradan; http://europa.eu/youth/volunteering_tr
Yukarıda da söylediğim gibi, bildiğiniz bir kurumla gitmek her zaman büyük bir artıdır. Hali hazırda bir vakıfta gönüllüyseniz ve o vakıf Erasmus Plus projelerinde yer alıyorsa işiniz daha kolay. Diyelim ki bir proje buldunuz. Birilerinden sizin gönderici kuruluşunuz olmasını talep edeceksiniz ki bu bazı üniversiteler, belediyeler ya da sivil toplum kuruluşları olabilir. Seve seve kabul edeceklerdir. Bu onların prestijini de arttıracağı için bu konuda hiçbir sıkıntı yaşamazsınız.
Unutulmaması gereken ayrıntı ise, orada bir aksilik yaşadığınızda sizi destekleyeceğinden emin olduğunuz kurumlar aracılığıyla gidiniz. Bunu üstüne basa basa söylememin nedeni ise; Portekiz’de tanıştığım ve başka derneklerde çalışan Türk gönüllülerin farklı deneyimlerine şahit olmam. Irkçılığa maruz kalan da oldu aralarında, projede yazanla alakası olmayan bir vakıfla karşılaşan da oldu. Bu süreçte gönderici kuruluşlarından pek bir destek aldıklarını söyleyemem. Tabii bu herkesin aynı problemi yaşayacağı anlamına gelmez. Eğer siz güzel bir araştırma yapar ve sağlam bir gönderici kuruluşla giderseniz, problem yaşama riskini en aza indirmiş olursunuz.
Ne yapacağım?
Bu, seçtiğiniz projeye göre değişen bir durumdur. Dediğim gibi ben 7-18 yaş aralığındaki çocuk ve gençlerle çalıştım. Doğal parktaki hayvan merkezinde çalışan bir grup gönüllü arkadaşım da vardı, sadece ofis işleri yapanlar da vardı. Veri tabanında yer alan projelerin içeriğinin ne olduğunu dikkatle okuduğunuz takdirde karar verebilirsiniz.

Proje buldum; ama nasıl başvuracağım?
Karşı tarafın sizden isteyeceği iki şey vardır; biri özgeçmişiniz, diğeri ise motivasyon mektubunuz. Özgeçmişinizi hazırladınız; ama mektup konusunda şüpheleriniz var. Hiç olmasın, sizden kendinizi anlatmanızı istiyorlar. Özgeçmişin özeti olacak şekilde bir mektup yazmayın derim, o bilgiler zaten mevcut. Siz kendinizi, özel ilgi alanlarınızı, varsa yeteneklerinizi ve bu projede yer almayı neden istediğinizi anlatın. Öyle bir anlatın ki, ikna olsunlar ne kadar çok istediğinize. Size bir tavsiye; dilinizi geliştirmek için gittiğinizi anlatan bir ifadede bulunmayın derim, çünkü önceliğiniz buysa ve karşı taraf öyle anlarsa, başvurunuzu kabul etmezler. Çok uzun bir mektup yazmanıza gerek yok, çarpıcı ve akıcı olsun yeter. Örnek olarak; diyelim ki bir müzik aleti çalıyorsunuz ve gittiniz kurum sosyal bütünleşme üzerine çalışmalar yapıyor. İşte kendinizi sunmak için harika bir fırsat! Müzik yoluyla farklı atölyeler yapabileceğinizi ve bunu farklı gruplar arasında bir araç olarak kullanabileceğinizi belirtebilirsiniz.
Karşı kurum görüşme yapmak istiyor!
Bu demek oluyor ki, bir eleme yaptılar ve siz ilkini geçtiniz. Tebrikler! Şimdi görüntülü bir sohbet gerçekleştirip, sizi biraz daha tanımak istiyorlar. Bunu her kurum yapmaz, benimki yapmıştı o yüzden sizinle paylaşmak isterim.
“Sence gönüllülük nedir?” gibi sorular gelebilir. Daha önce deneyiminiz varsa kısaca anlatmanızı isteyebilirler. Gitmek istediğiniz kuruluş, küçük bir şehirde yer alıyorsa bunu size tekrar hatırlatır ve “Burada yaşayabileceğine emin misin?” diye sorabilirler. Pozitif olmanız o kadar önemlidir ki, bu projede yer almak istediğinizi anlatmanın bir başka yoludur. Sonuçta belli bir süre onlarla çalışacaksınız ve güler yüzlü biriyle çalışmayı istemek onların da en doğal hakkı. Bol bol gülümseyin.
Görüntülü sohbet ortalama 15-20 dakika sürer, yani kendinizi ifade etmeniz için yeterli bir süredir. Görüşme öncesi vakfın internet sitesine, Facebook sayfasına ve yaptıkları aktivitelere bir göz atarsanız bu görüşmeye 1-0 önde başlamış olursunuz. Bunu da konuşma sırasında muhakkak belli edin ki, ne kadar ilgili olduğunuzu anlasınlar.
Kabul edildiniz!
Gönderici kuruluşunuzdaki ilgili kişi ve karşı kurumdaki koordinatörünüz ile sürekli e-postalaşacağınız döneme girdiniz demektir. Atılacak ilk adım, vize randevusu almak ve belge toplamaya başlamaktır.
Süresi yeterli bir pasaportunuz yoksa hemen bir pasaport çıkarın. Vize süreci biraz daha sancılı; ama arkanızda Erasmus Plus olduğu için pek de zor değil. Evet, çok fazla belge istiyorlar; ama sonunda vizenizi alıyorsunuz. Yeter ki belgeleriniz tam olsun. Bu süreç, gideceğiniz ülkeye göre değişiyor normal olarak. Benim Portekiz için bizzat Ankara’daki büyükelçilikten başvurmam gerekti. O yüzden gidip başvurumu yaptım, sordukları soruları yanıtladım ve üç hafta sonunda vizem hazırdı.
Peki ya masraflar?
İşin en güzel kısmı da burası! Avrupa Birliği tüm masraflarınızı karşılıyor. En başından kendimi örnek vererek anlatıyorum. Vize işlemleri için Ankara’ya gittim ve konsolosluğa vize ücreti ödedim. Ankara’ya gidiş-dönüş tüm masraflarım-vize ücreti de dahil olmak üzere-elimdeki fatura ve biletleri teslim ettikten sonra tüm paramı geri aldım.
Kendi şehrimden, oradaki varış şehrine kadar olan tüm masraflar da; yine fatura ve orijinal biletleri onlara teslim ettikten sonra bana iade edildi. Hatta maddi durumunuzun bilet almaya müsait olmadığını söylerseniz, onlar sizin için alabilirler. Dönüş bileti de aynı şekilde onlar tarafından karşılandı ve ben döndükten sonra orijinal biniş kartımı postayla gönderdim. Tabi ki belli bir limitin üzerine çıkmamak gerekiyor; ama o limit de zaten araştırılıp konulduğu için pek sıkıntı olmuyor. Business class bir biletle de gitmiyoruz tabi. Bilet alırken mümkün olduğunca ekonomik seçenekleri kullanmamız gerekiyor.
Orada kalış süresince geçerli olacak, geniş kapsamlı bir sigorta yapıyorlar bizim için. AB gerçekten bu konuyu çok önemsiyor ve başınıza bir şey gelmesi halinde tüm tedbirler siz gitmeden alınmış oluyor.
Konaklamanız, projeniz süresince sağlanıyor. Bu da başvururken dikkat edilmesi gereken başka bir ayrıntıdır. Aynı evi kaç kişiyle paylaşacaksınız, odada yalnız mı yoksa bir oda arkadaşıyla mı kalacaksınız hepsi belirtilmek zorunda. Elektrik, su faturası gibi bir derdiniz olmuyor; ama böyle bir hak verilmesi, durumu kötüye kullanmak anlamına da gelmiyor. Onun da bir limiti var elbet. Zaten gönüllü gençler olarak, bu konuda hepimizin duyarlı olduğunu düşünüyorum.
Mutfak masrafları ve cep harçlığı da gittiğiniz projeye göre değişiyor. Kimi projelerde yemeği sizin için üç öğün yapıyorlar ve sizin uğraşmanıza gerek kalmıyor. Benimki gibi projelerde ise mutfak masrafı için belli bir para alıyorsunuz her ayın başında, ek olarak da cep harçlığı alıyorsunuz. Aldığınız paralar, gittiğiniz ülkeye göre farklılık gösteriyor. Kuzey ülkelerinde hayat pahalılığı nedeniyle bu para daha çok olabiliyor mesela. Benim projemde mutfak masrafı olarak 150 Euro, cep harçlığı olarak ise 100 Euro alıyorduk her ayın başında.(Sene 2016)
Bu sürede gezebilir miyim?
Şayet harcamalarınızı olabildiğince düşük tutup, birikim yapabilirseniz; epey gezersiniz. Daha da güzel bir haber vereyim; alacağınız Avrupa Gençlik Kartı(European Youth Card) ile pek çok yerde indirim kazanacaksınız. Bir de ucuz havayolları şirketlerini takip ederseniz, tren biletlerini önceden alırsanız sizi kimse tutamaz. Bu programların bir diğer amacı da bu; gezin, görün, farklı sularda yüzün, farklı kültürlerle tanışın ve kendi kültürünüz ile tanıştırın! İnsanlar arasında sınırlar olmadığını kendi gözlerinizle görün ve deneyimleyin.

Tatilim olacak mı?
Hem de her ay için iki gün. Hafta sonları zaten bizim; tabi sözleşmede, hafta sonları da çalışmamız gerektiği yazmıyorsa. Koordinatörünüze önceden tatil yapmak istediğiniz zamanı haber verdiğiniz takdirde, günlerinizi istediğiniz gibi değerlendirebilirsiniz. 12 aylık bir projede toplamda 24 gün tatiliniz var; ama bu 24 günü üst üste kullanmanıza da müsaade etmeyebilirler. Neticede çalıştığınız organizasyonu da zor durumda bırakmamak gerek. Zaten inanın bana, az az kullanmak çok daha işinize gelecek haftasonu tatilleriyle birlikte.
Orada tek başıma mı olacağım?
Orada öyle güzel bir ekibiniz olacak ki, yalnız hissetmeye vaktiniz kalmayacak. Her şeyden önce şunu söyleyeyim, gönderici kuruluşunuzdan bir kişi sizinle iletişim halinde olacak. Gerçi pek ihtiyacınız olacağını düşünmüyorum; ama yine de bir mail kadar uzağınızda birinin olduğunu bilmek güzel. Sonrasında gittiğiniz kuruluşta bir koordinatörünüz olacak ki o kişi oradaki eliniz ayağınız. Tüm işlerinizi onunla halledeceksiniz. Benim şansıma çok anlayışlı ve bu işlere önem veren biri denk gelmişti. Paralar koordinatörden alınıp, imzalar onun verdiği kağıtlara atılacak. Koordinatör önemli!
Asıl ekip ise, beraber çalışacağınız her biri farklı bir yerden gelen gönüllüler. Benim projemde üç kişiydik ve aynı anda farklı projeler de olduğundan kasabada on yabancı gönüllüydük. Küçük bir yere gidiyorsanız, bu ekibe sahip olmak çok mühim. Büyük şehirlerde bir şekilde farklı ortamlarda bulunma şansınız oluyor ve pek yalnız kalmıyorsunuz; fakat küçük kentlerde durum biraz daha farklı.

Peki ya mentör?
Bir de yerlilerden biri mentörünüz, yani danışmanınız oluyor. Bu şu demek; organizasyonla sizin aranızdaki köprü! Gittiğiniz şehre adapte olma konusunda size yardımı dokunacak bir kişi… Bazı yemekleri tattıracak, sıkıntı yaşadığınızda elinizden tutacak… Ben konuda biraz noksan kaldım diyebilirim. Yaşadığım sorunları gönüllü arkadaşlarım ve koordinatörümle konuşmayı yeğledim her zaman. Mentörün gerçekten önemli bir konu olduğunu düşünüyorum ve eğer benimki gibi bir sıkıntı yaşarsanız, mutlaka koordinatörünüze bildirmenizi tavsiye ediyorum. Ben Portekiz Ulusal Ajansı’na kadar bildirmiştim.
Eğitim alacak mıyız?
Gönüllü Hizmeti sırasında, Ulusal Ajans tarafından sağlanan iki farklı eğitim alacaksınız; varış sonrası eğitimi (on arrival training) ve ara dönem değerlendirme toplantısı (mid-term evaluation). Yolculuğa başlamadan önce de kendi ülkenizde haklarınız ve sorumluluklarınıza dair, ayrılış öncesi eğitimi (pre-departure training) alırsınız. Genelde kimse almaz bunu, o yüzden internet üzerinden araştırmakta fayda var.

Eğitim muhtemelen başka bir şehirde, bir otelde gerçekleşecek ve tüm masraflar yine Ulusal Ajans tarafından karşılanacak. Eğitim ve eğlence bir arada olacak denilebilir. Burada asıl amaç ise sizin rahat olduğunuzdan emin olmak ve şayet bir sorununuz varsa, bunu eğitmenler aracılığıyla Ulusal Ajans’a iletmektir.
Gittiğimiz ülkede İngilizce konuşulmuyorsa ne yapacağız?
Dil eğitiminden bahsetmiştim. Online olarak yahut bir öğretmen aracılığıyla gerçekleşecek ve ne kadar süreceği tamamen gittiğiniz kuruluşa bağlı olan bir eğitimdir. Benim gibi çocuklarla çalışıyorsanız, dil krizini fırsata çevirip çocukları kendinize öğretmen yapabilirsiniz. Hem onlar da sizin onu dikkatlice dinleyip, onlardan bir şeyler öğrenebileceğinizi gördüklerinde bir özgüven sahibi oluyorlar.
Bunlar haricinde farklı eğitimler almak da mümkün. Mesela biz çalışma arkadaşlarımızdan biri tarafından sertifikalı Dijital Okuma-Yazma Eğitimi almıştık birkaç hafta boyunca. Bu da böyle kârlı bir proje oldu işte.
Avrupa Gönüllü Hizmeti için tavsiyeler:
Gidin ve bu hayat deneyimini kesinlikle yaşayın! Çok beklentiniz olmasın, çok umutsuz da olmayın. Eleştirmeyin, ama değiştirin. Her zaman hatırlayın, herkes farklı herkes eşittir.
Not 1: Türkiye Ulusal Ajansı’nın sitesinden tüm ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz. http://www.ua.gov.tr/programlar/erasmus-program%C4%B1/gen%C3%A7lik-program%C4%B1/%C3%B6%C4%9Frenme-hareketlili%C4%9Fi/avrupa-g%C3%B6n%C3%BCll%C3%BC-hizmeti
Not 2: Artık tüm projeleri European Solidarity Corps veritabanında paylaşıyor organizasyonlar. Aşağıdaki linkten sisteme kayıt olup, istediğiniz kritere göre projeler bakabilirsiniz.
European Solidarity Corps resmi sitesi : https://europa.eu/youth/solidarity_en




